Mü-yap, Mesam gibi çeşitli müzik ve sinema meslek organizasyonlarının yetkilileri her fırsatta televizyonlarda boy gösterek emek hırsızlığından şikayet ederler. İnternetten müzik ve video indirme imkanının kendilerini çok etkilediğinden bahsederler.
Ancak hiç kimse insanlarımızın bu tür kültür ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağı konusunda tartışmıyor. Bugün asgari ücretle geçinmeye çalışan insanlarımızın nasıl bir albüm alarak müzik dinyelebileceği üzerine kafa yormuyor kimse. Bu konuda hiç kimse çözüm üretmiyor. Sadece “yasaklayalım, engelleyelim ki daha çok para kazanalım” şeklinde hep bana, hep bana tavrı sergileniyor.
Bugün bir albüm fiyatı 10 ytl civarında iken, kusura bakmayın ama internetten müzik indiren öğrenci ya da asgari ücretli insanlarımızı hiç kimse eleştiremez. Fiyatlarınızı indireceksiniz. Fazla aç gözlü olmayacaksınız. Bir albümle köşeyi dönme peşinde olmayacaksınız. Birim kazancınızı düşük tutup, çok üretip daha fazla satarak kazanmayı hedefleyeceksiniz.
Su yatağını bulur. Siz böyle fahiş fiyatlarla ürün satmaya devam ettiğiniz sürece korsanı önleme şansınız kesinlikle yoktur. İnternette bir siteyi kapattırırsınız, diğeri açılır. Bir korsan cd satıcısını yakalatırsınız diğeri türer.
Diyorlar ki; korsan böyle devam ederse artık müzik ve sinema üretemeyecek hale geleceğiz. Ben faydalanamadıktan sonra müzik veya sinema üretilse ne olur, üretilmese ne olur. İnsanımızı bu edebiyat hiç etkilemez. Bu sloganla hiç bir yere varılamaz.
Dar gelirli vatandaşımızın kültürel ihtiyaçlarının nasıl karşılayacağı konusunda çözüm bekliyoruz. İnsanımızı, toplumu eleştirme gibi en kolay yolu seçerek hiç biri yere varılamaycağı gibi sanat çevreleri bu işlerden tek zarar gören taraf olmaya devam edecektir.
________________________ Etiketler: insan hakları, müzik, sinema, telif hakları
Ne komik biliyor musunuz: Böyle sanki çok muhteşem eserler(albüm/kitap/film v.s.) çıkarıyorlar da bir de korsandan dem vuruyorlar ki; sizin de dediğiniz gibi “fiyatlara rağmen…”, bunu yapıyorlar…
İnsan az utanır, sıkılır yahu! Ama yok, bizim sanatçılarımız(!) şarkı(ları)nın / şiir(ler)inin dörtlüğünü 10 nakarat, kitabının %30′unu indiragandi bilgi ve filmlerinin bir çoğunu abuk subuk konu/espri/felsefe (v.s.) ile yapmaya alıştılar…
Bir Cem Karaca, Necip Fazıl Kısakürek, Barış Manço, Aşık Veysel v.s. öyle mi idi?..
Yanarım ki; ne yanarım…