ibonette.com | İçi Boş Ekonomi Kuram ve Kavramlarının, Küçük Tasarruf Sahiplerine Etkileri

ibonette.com

Samimi olmayi vaat edebilirim ama tarafsiz olmayi asla…
Subscribe

İçi Boş Ekonomi Kuram ve Kavramlarının, Küçük Tasarruf Sahiplerine Etkileri

Kasım 21, 2009 Yazan: ibrahim Kategori: İŞLETME/EKONOMİ

İşletmecilik camiasında çok klasik bir tartışma konusu vardır; İşletmecilik ve ekonomi, bilim midir, sanat mıdır?

Kesinlikle bilim değildir… Genel olarak, her denemede aynı sonuçları vermeyen, hiçbir yöntem bilimsel değildir. Ekonomi öğretilerinin önemli bir bölümü, çoğu durumda geçerli olmayan kuramlardır. Öğretisinin temeli olan “genel denge kuramlarında” bile, bilimsellikten uzak bir şekilde at gözlüğü ile yaklaşılmıştır. Arz arttıkça, fiyatın düşeceğini ya da talep arttıkça fiyatın yükseleceğini varsayan bu kuramın yanlışlığını bilimsel anlamda ispatlayan yüzlerce örnek vardır. Öyle iş modelleri vardır ki arz arttıkça fiyat da katlanarak artar. İnternet üzerindeki iş modellerinin hemen hemen hepsi böyledir. Örneğin bir arkadaşlık sitesi sahibiyseniz ve üyelik satıyorsanız, ne kadar fazla satış yaparsanız, o kadar üye sayınız artar ve buna paralel olarak yeni üyeler için daha fazla para ödemeye değer ürününüz olur. Yani arz arttıkça, fiyat da artar.

Tahmin edilmesi mümkün olmayan o kadar çok değişken vardır ki, çoğu durumda çözüme götüren formülleri, matematiksel bir yaklaşımla kağıda dökmek mümkün değildir. Özellikle makro ekonomide bu durum çok barizdir. Adımlar, hesaplama sonuçlarından ziyade, tahmin ve önsezilere göre atılmak zorunda kalınır.

Yani çoğu zaman mutlak bir doğrudan bahsetmek mümkün olmamaktadır. Mikro ekonomide (işletmelerde), yöneticinin tecrübesi, yeteneği ve önsezilerindeki tutarlılığı, işletmenin başarı seviyesini belirler. Makro ekonomide (ülke ekonomisi) de durum teorik olarak böyledir, ancak ne yazik ki orada yöneticilerin basiretli davranması, çok ama çok zordur. Oy kaygısı, büyük ve global sermayenin baskı ve beklentileri, hükümetleri ülke ekonomisi için doğru olanı yapmaktan alıkoyar.

Özellikle ülke sınırlarının iyice belirsizleştiği son yıllarda, artık global dev sermayeler, ülke kamuoylarını ya da dünya kamuoyunu kendi menfaatleri doğrultusunda ve çok ustalıkla yönetebilmektedir. Gerek siyasi ve gerekse ekonomik emelleri doğrultusunda sessiz milyonları, tıpkı satranç oynar gibi yönetir. Bu oyunun (ekonominin) kurallarını da yine global sermayeler ve ve süper güçler koyar. Malesef oyun bittiğinde zarar gören hep bireyler olur.

Krizler kafalarda yaratılır, parasal güçle bu körüklenir ve sonunda sıradan milyonlar birikimlerini kaybeder, daha çok fakirleşir. Büyük sermayeler ise krizlerden daha güçlü olarak çıkarlar.

Borsa ve forex piyasalar da sürekli aşağı-yukarı salınım halindedir. Belli periyotlarda sürekli yükselir ve düşer. Bu salınımı ise yine büyük sermaye grupları yönetir. Tek amaç, sıradan halkın cebindeki paranın büyük sermayeye katılmasıdır. Tabi bu arada bazı zeki ve tecrübe sahibi küçük yatırımcılar, şansın da yardımıyla bu dalgalanmaları çok zekice tahmin ederek, diğer küçük yatırımcıların cebinden büyük sermayeye akmakta olan paralardan, kendi cebine akıtmayı bilir. Ancak bu durum çok nadir bir istisnadır.

Bugün, 5-6 milyar dolar ile Türkiye ekonomisini 6 ay içinde dibe vurdurmak ve halkı kuru ekmeğe muhtaç etmek mümkündür. Borsada ve para piyasalarında büyük miktalarda alım satım işlemlerini sistematik bir şekilde yaparak, çığ  gibi büyüyen bir krizi tüketicinin kafasında (sanal olarak) yaratmak mümkündür. Gerçekte Türkiye ekonomisinin çok küçük bir kısmını ifade eden borsa, hak ettiğinden daha fazla önemsenmektedir. Halbuki halkın ve işletmelerin %90 ‘ının borsayla hiçbir ilgisi yoktur, ki asıl piyasayı oluşturan bu %90 lık kısımdır. Buna rağmen büyük çoğunluk, borsa gibi çok küçük hacimli bir pazarı kendine kriter olarak almakta ve kendisinin içinde olmadığı bir krize kendisini de dahil etmektedir. Tamamen psikolojik ve sosyolojik bir olgu. İşte uluslararası dev sermayeler bu olguyu, gelişmekte olan ülkelerde çok ustalıkla kullanmaktadır. Yakın geçmişte yaşadığımız krizler buna çok iyi örneklerdir.

Eğer milyonlarca dolarınız olup, çok profesyonel ve tecrübeli bir para sihirbazı iseniz zaten bu yazıyı boşuna okudunuz. Ancak birsel birikimlerinizi değerlendirmek niyetinde iseniz, size kendi altın kuralımı şöyle özetleyeyim;

Borsadan, forex piyasalardan ve faizden uzak durun. Reel sektöre yatırım yapıp iş kurun. İş kurmaya yetecek birikim sözkonusu değilse tek alternatif altındır. Bunun dışındaki yolların hemen hemen hepsinde, orta ve uzun vadede, kaybetmneye mahkumsunuz; En iyi ihtimalle (ve şansınız varsa) paranız, yatırıma başladığınız andaki miktarını korur.

Sağlıcakla kalın.



Yorum yazın