Yeryüzündeki insanlar hemen hemen her konuda göz göre göre kandırılıyor . Üstelik bunu yapanlar gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ne ilginçtir ki, gerçekler tüm çıplaklığı ile ortada iken insanlar yine de birilerinin inanmasını istediği gibi inanmaya devam ediyor. Çok enteresan bir tezat… Sıradan şeyler de önemli olmasada, özellikle yeryüzündeki zulüm ve işkence gibi kötülüklerin en büyüğü bu yalanlar sonucu ortaya çıkıyorsa, işte bu durumda insanların gerçekleri görmeme konusundaki körlüğü beni hayretler içinde bırakıyor. Bir tür psikolojik durum sanırım. Ama mazeret değil, toplumun her bireyi yalanları, doğrulardan ayırmakla, haksızlıklara kılıf olarak söylenen yalanları teşhir etmekle sorumludur. İnsan olmanın hakkını vermeliyiz.
Şimdi yeceksiniz ki neden bu kadar sert bir giriş yaptın?
35 yaşındayım ve kendimi bildim bileli yeryüzündeki azınlık ama güçlü toplumların, çoğunluk ama güçsüz toplumlara yaşattığı zulüm ve kötülükleri tekrar tekrar görüyorum ve izliyorum. Dünya komuoyu, ya çoğu durumda sessiz kalıyor ya da sessiz kalması için yalanlara inandırılıyor. Bunun en son ve canlı örneği, filistinde, şeytanın ülkesi İsrail tarafından yapılan vahşilikler. Bu gibi durumlarda saldıran ülke kadar, sessiz kalan toplumlar da suçludur.
Bu tür vahşilkleri engelemek için dünya toplumlarının (tüm ülkelerin) eşit olarak temsil edildiği bir organizasyon olması gerekiyor. Ancak böyle bir organizasyon yok.
Yukarıda bahsettiğim yalanlardan ve yutturmacalardan en büyüğü “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi” isimli oluşumun, dünya toplumlarının ortak bir organizasyonu olduğu konusudur. Bu çok büyük bir yalandır. Bu örgüt. sadece ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin olmak üzere 5 ülkenin daimi üyesi olduğu ve ve bunun dışında 9 geçici üye ile birlikte toplam 15 ülkenin oluşturduğu bir örgüt. Üstelik temsil yetkileri de çok farklı. Sadece 5 daimi üyenin veto yetkisi var. İnceleme veya yaptırımların uygulanması gibi konularda daimi 5 üyenin hepsinin oyları da dahil toplam 9 oyun alınması gerekiyor. Yani örneğin ABD yaptırım konusunda oy vermezse İsrail gibi vahşi ülkelere yaptırım yapılması mümkün değil. Sadece kuru bir kınamadan öteye gitmemekte ve bununda hiçbir anlam ve önemi olmamaktadır. Bosna’da, Irak’ta, Filistin’de ve daha bir çok yerde milyonlarca masum insan katledilirken Birleşmiş Milletler ‘in sadece seyretmesi, bu söylediklerimin ne kadar doğru olduğunun ispatdır. Konu çok karmaşık değil. Herşey ortada, gözlerimizin önünde yaşananlar bunlar…
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (dolayısı ile birleşmiş milletler), sadece ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin çıkarları doğrultusunda çalışan bir organizasyondur. Hiçbir şekilde dünya toplumlarını temsil etmeyip, bu açıdan kesinlikle dünya barışına olumlu katkıda bulunabilecek bir örgüt değildir. Özellikle adı geçen bu ülkelerin geçmişte ve günümüzde yaptıkları ile sicilleri çok karanlık ülkeler olduğu düşünülürse. Dünyanın en önde gelen emperyalist ülkesi olan bu 5 ülkenin kurduğu bu örgüt olsa olsa” Birleşmiş Zulümcü Milletler” dir.
Bu yalanı bütün dünya toplumları anlamalıdır. Özellikle müslüman ülkeler, yeryüzündeki müslümanlara yönelik zulümlerde, ciddi yaptırımlarda bulunacak (ki bunu yapabilecek çok ciddi enstrümanları vardır) derecede cesur ve büyük bir organizasyon kurmalıdır. Türkiye bu konuda önder olacak birkaç ülkeden birisidir. Ah bir de ekonomik bağımsızlığımız olsa… Güçlü olanın haklı algılandığı bu dünya düzeninin yerle bir edilecek ve haklı olanın hakkını verecek lider kişi ve ülkelere ihtiyaç vardır.
Dünyada akan kanın durduğu, zulümlerin olmadığı, maddi çıkarlar uğruna milyonlarca insanın öldürülmediği yeni bir dünya düzeninin özlemini çekiyorum…
________________________ Etiketler: abd, birleşmiş milletler, emperyalizm, filistin, gazze, israil, katliam